Duygularınız size neyi anlatıyor?

Günlük hayatta en çok baş etmek zorunda kaldığımız 8 his/durum hali

  • 4PAYLAŞIM
  • 592OKUMA

Pek çoğumuz hayatta hislerimiz ve düşüncelerimiz ile boğuşmak zorunda kalırız. En büyük mutluluğumuzun hemen bir saniye ardında sinsice bekleyen bu enerji dolu frekanslar bütün anımızı adeta yüksekten dalış yapan bir roller coaster gibi oradan oraya savurma yetisine sahiptir. Duygularımızla yaşamak yeterince zor olsa da onları anlayabilmenin yolu çözümlemeden geçer.  Daha üst bir insan olmak ve bedensel, zihinsel, ruhsal gelişiminizde boyut atlamak ister misiniz? O halde gelin basit ama en korkutucu hislerimizi beraber analiz edelim ve arkasında yatan sebeplere karşı beraber sağlıklı çözümler üretelim.

1-Acı:

Nereyi iyileştirmeniz gerektiği, halen daha kendinize ve başkalarına karşı yargılarınızı nerede tuttuğunuz.

Acı ister bedensel yani fizyolojik isterse zihinsel yani psikolojik olsun, oldukça rahatsız edici bir duygudur. Bedensel acılarımızda durum kolaydır. Eğer hiç durmadan ağrıyan bir organ var ise bu bizlere vücudumuzda bir sorun olduğunun sinyalcisidir. Sürekli ağrı duyduğunuz ayak bileklerinizde tendon iltihabi gelişiyor olabilir, bunu göz ardı etmek yerine bir doktora başvurup eklem tedavisi görerek kendinizi iyileştirirsiniz.

Peki ya zihinsel acı nasıl iyileşir? Zihninizin size tekrar ve tekrar bir film şeridi gibi oynattığı bir acıyı ele alalım. Misal burada sizin çok kilolu olduğunuzu düşünmeniz olsun. Her aynanın karşısına geçtiğinizde mükemmel olmadığınızdan dolayı veya tartıda gördüğünüz rakam yüzünden tartıyı kıracak kadar öfkeleniyor ve her yediğinizden sonra da pişmanlık ile acı çekiyorsanız artık kendi zihninize herhangi bir organınıza gösterdiğiniz şifa davranışını göstermeniz gerekiyor demektir. İster kilo ister değersizlik hissetmekten dolayı oluşan acı olsun bu durumun iyileştirilmesinde bakmanız gereken nokta yargılarınızdır. Kendinizi acı ile yargılamak yerine, sevgi ile sarmalamayı deneyin. Rahatlatıcı meditasyonlar, olumlamalar, mindfullness teknikleri, anksiyete için yoga terapi veya ileri durumlarda psikolojik destek acı yerine sevgi frekansının yükselmesine yardımcı olacaktır.

2-Olduğunuz yerden huzursuzluk:

Her zamankinden başka bir şeyi yapmak için fırsatınız olsa da, şuan hissettiğiniz huzursuzluk size an içerisinde ne olduğunu fark etmeniz gerektiğini işaret eder.

Her şeyi her zaman değiştirmenin asil gücünün kendinde olduğunu fark etmek, bu gücü bilmek, tanımak ve buna güvenmek sorunun çözülmesi sırasındaki yöntemleri önünüze yavaş yavaş çıkaracaktır. İstemediğiniz davetlere “evet” dememek bunların bir başlangıcı olabilir. Kendi iç sesinizle bağlantılı olduğunuz her an, başkalarını kırmamak pahasına “hayır” diyebilmeyi veya hiç bir şeyi kendi iç huzurunuzun önüne geçirmemeyi zamanla pratik yaparak oluşturabilirsiniz. Pes etmeden devam eden bir kararlılık da başarıya giden yolda en büyük yardımınız olacaktır!

3-Öfke:

Sınırlarınızın nerede olduğunu, ne konuda tutkulu olduğunuzu dünya hakkındaki hangi görüşlerinizin değişmesi gerektiğini işaret eder.

Bir çok aydınlanmış kişi öfkenin korkunun çocuğu olduğundan bahseder. Buddha’nın en çok  görselleştirilmiş sözleri arasında da “ öfke yüzünden cezalandırılmazsanız,  öfkeniz tarafından cezalandırılırsınız” metni ile henüz sıklık ile karşılaşmadınız belki fakat öfke frekansı hiç de göz ardı edilemeyecek kadar güçlü bir duygudur. Analiz ederek kendimize yardim etmemiz gerekir ise eğer, öfke düğmemize basıldığı anlarda sınırlarımızın ne olduğuna dikkat etmemiz işimizi kolaylaştırabilir. Bize danışmadan bir eşyamızı kullanan yakınımıza duyduğumuz öfkenin altında yatan asil sebep çoğunlukla değersizlik korkumuzdur. Bize sorulacak kadar bile kişiliğimize değer verilmemesi öfke frekansını içimizde yükseltebilir. Bu durumdan kendi değerimizi başkalarının oluşturduğu ilizyonundan vazgeçerek kurtulabiliriz.

4-Hayal kırıklığı:

Olaylara veya kişilere umursamazlık değil de halen değer verdiğimizi ve bir şeylerden oluşan bıkkınlığımızın göstergesidir.

Hayal kırıklığı arzunun gölgesidir. Arzu bırakılır ise, hayal kırıklığı da yok olur. Örneğin çok fazla hareketlerinden şikayetçi olduğunuz bir kişinin artık yakınında olmak bile rahatsızlık verici. Süregelen hareketlerinin her biri hayal kırıklıkları ile boğulmanıza sebep oluyor. Burdaki arzunuz bu kişinin değişmesi ise yanlış yoldasınız demektir. Çoğu zaman her koyun kendi bacağından asılır ve her birimiz kendi kararlarımızın sonuçlarına katlanırız. Her zaman başka bir opsiyonu seçmek için seçim şansımız vardır. Eğer kişiyi değiştirmeye çabalamak yerine arzumuzdan vaz geçer isek, yeni zihin durumunda umursamazlık doğası gereği belireceği için değişim bizim lehimize olacaktır.

5-Suçluluk:

Başkalarının nasıl davranmanız veya yaşamanız gerektiği gibi yaşamaya veya davranmaya çalıştığınızın göstergesidir.

Ahlaki normlar birçok toplumda oldukça sert ve bazen de yıkıcı olabilir. Bir davranış  size göre oldukça normal ve kalbinizden çıkarcasına tezhur etmiş olabilir, fakat bunun sonunda eğer başkalarına veya topluma karşı derin bir suçluluk duygusu hissediyor iseniz bu frekansın altında kalıp nefessiz kalmanız oldukça olası bir durumdur. Bu durumdan kurtulmak için fiillerinizin çıkış noktasının öz benliğinizle olan ilişkisini kontrol etmelisiniz. Hayat başkalarının ne düşündüğünü umursayıp da kendi olduğun halini yaşamamak için oldukça kısa! Daha sonradan pişman olmamak için toplumun dogmatik baskısının üzerinizdeki etkisini rahatlatmak için suçluluk duygunuzun kaynağını analiz edin!

6-Utanç:

Nasıl olmanız veya kim olmanız gerektiği konusunda başka insanların inançlarını benimsediğinizi ve kendi ruhunuz ile tekrar bağlantı kurmanız gerektiğini gösterir.

Kim olduğunuzu başkalarının belirlediği bir dünyada yaşıyor ve üzerinize yapışan  etiketler yüzünden suçluluk duyarak can çekişiyorsanız ruhunuz ve zihniniz ile bağlantı kurma vakti gelmiş demektir. Bir çok kişiye göre anormal gelen bir davranış  aslında dünya üzerinde yaşayan diğer 7 milyar insanın umrunda bile olmayabilir. Kendi değerinizi ancak siz belirlersiniz unutmayın!

7-Anksiyete:

Geçmişi yaşamak ve gelecekten korkmak arasında sıkışıp kaldığınızı  ve tam olarak şu anda uyanmanız gerektiğini gösterir. Şimdiki zamana dönmeniz gerektiği ve bunu hemen simdi yapmanız gerektiğinin habercisidir.

Anksiyete yani kaygı bozukluğu bir çok insanın kabusu olan bir duygu durum bozukluğu semptomudur. Kişinin sürekli olarak negatif duygular ile boğuşması üzerine üzerine buyuk oranda enerjisi düşer veya tam tersi bu düşünceden  uzaklaşmak için hiper aktif davranışlar gösterebilir. Bu dengesizlikten kurtulmanın altın yolu şuan odaklanmaktır. Çünkü endişe şuan da var olamaz. Endişenin oluşması için geçmiş yada gelecek düşünceleri içinde yasamak, gelecek planları yapmak ya da geçmişte olmuş olayları film gibi zihinde oynatmak gerekir. Derin bir Nefes alin! Nefesinizi takip ederek şu ana odaklanın. Zihninizi geri çağırdığınızda anksiyete kaybolacak ve siz bu meditasyon halini yönlendirip zihninizi özgür bakabildiğiniz süre bu çile halinden de kurtulmuş olacaksınız.

8-Üzüntü:

Duygularınızın derinliğini, başkalarını ve dünyada olup bitenleri ne kadar derinden önemsediğinizi gösterir.

Birilerini önemsemek veyahut değer vermek hiçbir zaman kötü değildir. Fakat bu durumun ayarının kaçtığı bazı durumlarda yüksek frekansı ile en çok akciğer organı ile rezoransa giren ( etkileyen) üzüntü hali çoğunlukla kötü etkilere sahiptir. Elimizde olan veya olmayan herhangi bir sebep ile duyulan üzüntü duygusunu dönüştürmek yöntemine maruz bırakmak önerilir. Derinden hissedilen bu duyguyu önce tanımak ve derinliğini ölçmek, sonra da kabul etmek bu yolda yardımcıdır. Vefat eden bir yakınınızın arkasından ona ne kadar derin hisler hissettiğinizi gene üzüntünün sarsıcı etkisi ile baş başa kaldığınız da anlarsınız. Üzüntüyü kabul etmek bir sonraki adım olan yenilenme- yeniden canlanma için hazırlayıcı bir durum halidir. Derinlere çekildiğinizde  orada öğrenilmesi gerekenin ne olduğunu tarayın! Daha sonra o gemi ile batmadan geminin battığını kabul edip biran önce atlasanız iyi olur. Çünkü yaşamın bizlere birçok farklı güzel halinde derinlerde başka şeyler de olduğunun göstermesinin tek yolu sizin halen hayatta olmanızdır. Unutmayın, yaşamın karşısında olan her şey yaşamın rahatça akması için bir engel teşkil eder. Üzüntüye kapılıp boğulmak da bunlardan biridir.